Aslında böyle bir kategoride yazı yazmak istememin iki nedeni var, birincisi oldum olası, tarihe karşı meraklı olmuşumdur ve bugün başımıza gelenlerin tarihin tekerrür ettiğine inandığım içindir. Bunu tabii ki bilimsel bir şekilde ispat etmem mümkün değil ama insana bakarak kendimce tahlil ettiğim tarihte bir tekrar ve bir döngü hali olduğunu görebiliyorum.
Kojin Karatani, Japon bir filozof ve 75 yaşında onun bir kitabının adı ‘Tarih ve Tekerrür’, o kitabın ön sözüne girerken diyor ki
“Ta en eski zamanlardan beri tarihin hep tekerrür ettiği söylenmiştir. Tarihin incelenmesinin sebebi aslında tamda bir kez olup biten bir fenomen olmaması ve tekrarlanma olasılığını muhafaza etmesidir. Örneğin tarihçiler çoğu kez tarihten bihaber olanların onu tekrar etmeye mahkum olduğunu söyler. Peki, bu tarihten haberdar olanların onun tekrarlanmasını önleyebilecekleri anlamına mı gelir? Tarihin tekerrür etmesi diye bir şey varmıdır gerçekten? Şu ana dek bu tür sorular üzerinde layıkıyla düşünülmemiştir. Zira uzmanlar tarihin tekerrür ettiğini sezgisel olarak kabul etseler bile, bilimsel olmaya çabaladıklarından dolayı, çalışmalarının bilimselliğini kaybedeceği korkusuyla bu konuya el atmaktan çekinirler. Ben tarihin tekerrür etmesi şeklindeki bir durumun varlığına da, böyle bir durumun bilimsel olarak incelenebileceğine de inanıyorum. Tekrarlanan şey elbette olayın kendisi değil, yapıdır. Yapısal bir tekerrür sürecinde bir olay zaman zaman tekerrür ediyor gibi görünebilir. Fakat tarihsel olayların benzerliği bizi etkilememelidir, zira tekrar eden şey yapıdır.”
Bu makaleleri Japon halkına dönük olarak ve Japonya’da gerçekleşen olaylar neticesinde kaleme aldığını ama süreç içerisinde bunların sadece Japonya ile ilgili olmadığını çok geniş bir çapının olduğunu fark ettiğini söylüyor. Bu yüzdende Marx’ın, Louis Bonaparte’ın Onsekiz Brumaire’i adlı makalesini en başa gelecek şekilde ilave ettiğini söylüyor. Sonra şöyle devam ediyor.
“ Genel olarak Marx’ın tarih anlayışı gelişim aşamalarına dayanır ve dolayısıyla tekerrür meselesiyle alakasızmış gibi görünür. Fakat aslında Marx tekerrürün yapısı meselesine iyiden iyiye kafayı patlatır. Kapital’de ayırdına vardığı mükerrer yani tekrarlanan yapı, Kapitalist ekonomiye özgü iş döngüsü ve özellikle de ekonomik krizdi.”
Karatani tarihi, özellikle de ekonomik tarihi okurken ve bundan bir tekrar çıkarmaya çalışırken kısa bir dönemi değil, en az 120 senelik bir tarihi ele alıyor ve onlardan örnek veriyor. Örneğin 1880’lerin sonrasındaki Çin Japon savaşından önceki durumun aşağı yukarı yine aynı şekilde olduğunu belirtiyor. Bu durumun Rusya ve Ortadoğu içinde geçerli olduğunu söylüyor. Daha sonra şu şekilde devam ediyor.
“ Bu noktada, Immanuel Wallerstein’dan ‘Liberalizm ve ‘emperyalizmi’ tarihsel aşamalar olarak değil de döngüsel süreçler olarak düşünmeyi öğrendim. Wallerstein’a göre ‘Liberalizm’ çağı baskın bir hegemonya ya ulaşmış ulus devletlerin var olduğu dünya sistemini anlatır. ‘Emperyalizm çağında ise hegemonik ulus devletler düşüş sürecindedir, ama yeni uluslar onları hakimiyetleri altına alacak kadar güç toplamamıştır ve böylece mücadele süreci devam eder.”
Evet, Karatani kitabı yazdığı zamanı yeniden bir emperyalizm dönemi olarak kabul eder ve aşağıdaki tabloyu yapar.
| – 1810 | 1810-1870 | 1870-1930 | 1930-1990 | 1990 – | |
| Küresel Kapitalizm türü | Merkantalizm | Liberalizm | Emperyalizm | Geç Kapitalizm | Neo Liberalizm |
| Hegemonik Ulus | (Emperyalist) | Büyük Britanya (Liberal) | Emperyalist | ABD (Liberal) | Emperyalist |
| Sermaye | Tüccar Sermayesi | Endüstriyel sermaye | Finans Sermayesi | Devlet tekeli sermaye | Çok uluslu sermaye |
| Küresel meta türü | Yünlü Tekstiller | Lif tekstilleri | Ağır Sanayi | Dayanıklı tüketim malları | Enformasyon |
| Devlet | Mutlakiyetçilik | Ulus devlet | Emperyalizm | Refah devşeti | Bölgecilik |
Bu tablo aslında 90’lardan sonra günümüze ve daha sonraki yıllara denk gelecek şekilde bir güncellenmesi gerekir. Aslında burada yazacağımız yazılarda bu konulara da gireceğiz inşallah,
Eduardo Galeano benim son dönemlerde okuyup önem verdiğim birkaç düşünürden biri, Uruguaylıdır ve 13 Nisan 2015 günü vefat etmiştir. Allah’tan kendisine rahmet diliyorum. Benim için bir ahir zaman dervişi idi. Vefat ettiğinde 75 yaşında idi ve dünyaya verebileceği daha çok fikirleri vardı. Onun okumuş olduğum, kitapları ‘Tersine Dünya’, ‘Aynalar’, ‘Yürüyen Kelimeler’, ‘Gölgede ve Güneşte Futbol’, ‘Latin Amarika’nın Kesik Damarları’ gibi kitapları ve onun tarih anlatış biçimi beni çok etkiledi. Hem tarihi eğip bükmeden anlatıyor, hem insan unsurunu sonuna kadar kullanıyor, yavan bir tarih anlatısından ziyade, anlattığı tarihte olayları öyle bir araya getiriyor ki, sıkılmadan bu güzel tahlillere hayran kalıyorsun. Diğer yandan Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye düşünce tarihinde değeri bilinmemiş Ortodoks Sosyalistler tarafından oportünistlikle suçlanmış belki de bu toprakların Cumhuriyet tarihi boyunca yetiştirdiği en önemli filozoflardan biridir. Kendisinin tarih tezi de tıpkı, Karatani’nin Marx için söylediği gibi doğrusal bir tarih tezi gibi görünse de aslında çok daha farklıdır ve o döngüyü bize, ‘Tarih, Devrim, Sosyalizm’ ve ‘Allah, Peygamber, Kitap’ adlı eserlerinde çok farklı bir biçimde aktarmaya çalışıyor.
İşte bütün bu beni etkileyen yazarlar ve düşünürlerden tevarüs ettiğim fikirlerimi bu sayfada zaman zaman paylaşmaya başlayacağım. Allah utandırmasın




Yorum bırakın